Like
6

Büyük bir çoğunluğumuz başarıyı sadece akademik veya iş hayatımıza odaklarız. İlkokulda okuma-yazmayı çözen ilk kişi olma hırsıyla başlayan mücadelemiz hayatımız boyunca devam eder. Bizim için başarılı olmak matematikten 100 tam puan almaktır mesela,  resim dersinden değil.  Ya da bir şiir müsameresine katılarak ona ayıracağımız vakti kendimizi ifade etme özgürlüğü kazanmak olarak görmek yerine kayıp olarak görürüz. Hep iş hayatımızla veya akademik hayatımızla ilgili yeni güncellemeler yaparız, hatta sürekli  bir fazlasını ekleriz ama bunların arasında ‘hadi bir hobim olsun’ demeyiz. Peki kendimizi bu şekilde meşgul etmek  istediğimiz başarıyı elde etmemiz, istediğimiz noktaya gelebilmemiz  için gerçekten yeterli midir?

Tarihte şöyle bir yolculuk yapalım…

Birbirinden başarılı padişahların yönetimine şahit olan Osmanlı dönemine gidelim.  Bizlere genel olarak onların milletleri uğruna nasıl mücadeleler verdikleri , adaleti nasıl sağladıkları ve yönetim şekilleri  gibi şeyler öğretildi bu zamana kadar. Halbuki biraz derine indiğimizde, ufak bir araştırmayla onların da kendileri için bazı hobiler edindiklerini görebiliriz. Mesela tüm dünyanın diline destan olmuş İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in bahçıvanlık yaptığını, Osmanlı İmparatorluğu’nun en uzun süre tahtta kalan ve en büyük padişahı olarak kabul edilen Kanuni Sultan Süleyman’ın kuyumculukla uğraştığını, yeniliklerin ve ilklerin sultanı olarak bilinen Abdülmecid Han’ın bir ressam olduğunu bilmeyen çok kişi vardır aramızda. Bunları neden bilmediğimizi bir düşünelim.  Neden sadece tüme odaklanıyoruz? Bizim için başarının sırrı sadece çok çalışmaktan mı geliyor?  Ya arka planda kalması gerektiğini düşündüğümüz hobilerimiz aslında başarımızın en büyük destekçisiyse?

Yorgunum… Vaktim yok…

Edindiğin veya henüz edineceğin hobilerin mental olarak seni yoracağını veya vaktini boşa harcamış olacağını düşünüyorsun biliyorum. Ama bir hobin olması demek,  kendini tanımana, günlük hayatındaki stresi aşmana,  yaratıcılığını ön plana çıkarmana yardımcı olacak ve en önemlisi iş ve okul hayatına katkı sağlayacak bir yol arkadaşına sahip olman demektir. İçinde bulunduğun konfor alanının dışına bir an olsun bile çıktığında bunun pozitif etkisinin sosyal hayatına, ilişkilerine ve hatta yaşam enerjine anında yansıdığını çok kısa bir zamanda  fark edeceksin. Çünkü ne demiş UNESCO: “Bir insan konfor alanının dışına çıkamıyorsa yaşlıdır. Diğer ifadeyle, yeni şeyler öğrenmiyorsa, artık şaşırmıyorsa ve çoğu şeyi bildiğini düşünüyorsa yaşlıdır. Merak etmiyorsa, keşfetmiyorsa yaşlıdır. Geçmişte, geçmiş anılarında yaşıyorsa yaşlıdır, sürekli eskiyi tekrar ediyorsa yaşlıdır.”

Hayatımız boyunca hep hayallerimiz ve ideallerimiz doğrultusunda yaşarız ve ona göre hareket ederiz. Hepimizin yaşam mücadelesinin başlıca eylemleri kendimizi geliştirmek, rakip olarak gördüğümüz kitleden bir adım, hatta birkaç adım önde olmak ve farklı yetkinliklere sahip bir birey haline gelebilmektir. Peki bu hobiler bu mücadelenin neresinde? İster akademik hayatın devam ediyor olsun, ister yeni mezun ol ve hatta istersen halihazırda bir işte çalışıyor ol, gözlerin hep olduğun yerden daha yükseğini arayacak.

Ve o an gelip çatacak: CV hazırlama!

Herhangi bir yerde karşılaştığımız 10 kişiye ‘Bir CV’in var mı diye sorsak 9, bilemedin 8 kişiden evet cevabı alabiliriz. O tespit ettiğimiz 8 kişiden CV’lerini isteyip şöyle bir göz attığımızda ise, çoğunda aslında hepsinde bulunması gereken ‘hobiler’ veya ‘ilgi alanları’ kısmının koca bir boşluktan ibaret olduğunu görürüz. CV hazırlarken genellikle akademik başarılarımızı, aldığımız eğitimleri, bu eğitimler sonucunda edindiğimiz yetkinlikleri, varsa konuşabildiğimiz yabancı dilleri yazarız çünkü sadece bunların ilgi çekeceğine ve sadece bunların bizi diğerlerinden farklı kılacağını düşünürüz. Halbuki iş verenler, liderlik vasfı olan, hızlı karar verebilen, takım çalışmasına önem veren, işine çabuk odaklanabilen çalışanlara öncelik vermeyi tercih eder. Mesela dünyanın en genç girişimcilerinden biri olan Mark Zuckerberg, şirketine dahil olacak potansiyel bireylerin sadece özgeçmişine değil aynı zamanda edindiği hobilere de önem veriyor. İşte tam da bu yüzden özgeçmişimizde hobilerimize yer vermek, karşı tarafa özelliklerimiz ve yetkinliklerimiz ile ilgili çok önemli ipuçları verir.

Şuan gözümde canlanan manzarayı betimlemek istiyorum hemen sana :

CV’ni açtın, şöyle bir göz gezdirdin ve hobiler kısmına geldin. Başladın yazmaya : Kitap okumak, müzik dinlemek, sinemaya/tiyatroya gitmek… Harika hobiler evet, gerçekten hepsi birbirinden keyifli. Ama biraz farklılık katmaya ne dersin? Mesela özgeçmişinde dikkat çekme ihtimali daha yüksek olan birkaç hobiye hayır demezsin bence 🙂

CV hazırlamak bazen gerçekten oldukça ürkütücü olabiliyor ve başladıktan sonra üşenip devam edemediğimiz bir şey haline gelebiliyor. İşin içine karşı tarafa farklı olduğu hissettirme içgüdüsü girince özgeçmişimiz tam anlamıyla kusursuz olsun istiyoruz. Hayalini kurduğun o her ayrıntısıyla göz dolduran CV, emin ol imkansız değil. İşte sana özgeçmişini paha biçilmez kılacak bazı hobiler!

Satranç

Beynin daha etkin çalışmasını sağlamak tabii ki satrancın en başta gelen faydalarından biri. Fakat bunun yanında,

  • Hızlı bir şekilde düşünmeyi, çabuk ve doğru kararlar verebilmeyi öğretme
  • Yaratıcı düşündürme,
  • Planlı hareket etme,
  • Mücadele gücünü artırma,
  • Öngörü gelişimini sağlama,
  • Dikkati belirli bir noktaya odaklamaya yardımcı olma

gibi daha sayısız özelliğe sahip olan bu hobi özgeçmişin için biçilmiş kaftan olacaktır. Hele ki çok fazla beyin gücü gerektiren bir iş başvurun varsa eğer karşı tarafın senden daha iyi bir tercihi olabileceğini hiç sanmıyorum 🙂

Yoga

Günlük hayatınızda stresten arınmak, kendini daha zinde hissetmek ve fiziksel dengeni korumak istediğinde aklına gelmesi gereken ve muhtemelen ilk aklına gelen hobi yogadır. Hem fiziksel hem zihinsel olarak seni rahatlatacağından şüphemiz yok. Peki özgeçmişini inceleyen kişi yoga yaptığını öğrenirse ne mi olur? Tabii ki harika olur! Yoga yapıyor olman karşı tarafa sakin ve kontrol altına alınabilir bir kişiliğe sahip olduğunu anlatır. Eğer yoğun tempolu ve her şeyin fazla hızlı ilerlediği bir ortamda çalışmak için başvuru yaptıysan bu hobi seni eşsiz kılabilir!

Yüzme

Bazı istisnai durumlar dışında yüzmeyi sevmeyen yoktur aramızda diye düşünüyorum. Bana sorarsanız yüzme yapılabilecek en sağlıklı ve en etkili sporlardan biri. Fiziksel yararlarının yanı sıra psikolojik olarak da bir su kütlesinin içerisinde özgürce hareket edebilmenin verdiği haz ruhsal sağlımız için de oldukça önemlidir. Daha öncesinden edindiğimiz bir spor disiplini yoksa iş hayatındaki yoğun tempo, başlangıç ve sonrası için bizi zorlayabilir ve bu rutinden çabucak yorulabiliriz. Yüzme de bu sporlardan biridir. Özgeçmişinde yüzme gibi bir sporla ilgilendiğini belirtmen, değerlendiren kişide zinde ve sağlıklı kalma tutkunu canlı tutmak ve bunu iş hayatında aktif olarak kullanmak istediğin izlenimini uyandırır. E o zaman daha fazla vakit kaybetmeden, doğru yüzmeye!

Kodlama ve Programlama

Bu başlığı gördüğünde içini ufak bir korku kapladı biliyorum. Ya da içinden ‘ben bunlardan hiç anlamam ya’ diyor olabilirsin. Bu hobi meslek haline getirilebilen bir hobi olduğu için kimse senden bu konuda ekstra profesyonel olmanı beklemeyecek zaten. Sadece bununla uğraşıyor, kafa yoruyor olman bile hem kendin için hem de senin iş başvurunu değerlendirecek kişi için oldukça önemli. Bilemeyiz, belki kendini çok iyi geliştireceksin belki de sadece boş zamanlarını değerlendirdiğin bir hobi olarak kalacak. Her iki ihtimalde de analitik becerilerine katkı sağlayacağı gözle görülür bir gerçek. Özgeçmişinde yer alması ise senin öğrenme arzusuna sahip biri olduğunu görmelerini sağlayacak. Şimdi söyle bakalım, hangi iş veren istemez ki böyle çalışanı?

Dans

Enerjiyi hem toplayıp hem de dağıtabilen yegane hobilerden biridir. Yorar ama eğlendirir, belki saatler alır ama özgür hissettirir. Dans etmeyi kendine hobi edinmiş kimse disiplinli ve sanatsal olduğunu her haliyle belli eder. Disiplin, iş hayatının vazgeçilmezi olduğu için bu hobi, senin hayalini kurduğun konuma gelmene yardımcı olabilir. Aman dikkat! Eğer ciddiyet gerektiren bir sektöre başvuruyorsan fazla hareketli danslardan kaçınmaya çalış. Bir hukuk bürosu ve zumba dansı pek birbirini tamamlayan şeyler gibi gözükmüyor sanki 🙂

Bulmaca

7’den 70’e herkesin gazeteyi eline alır almaz sayfalarında aradığı, çözmelere doyamadığı, ne olursa olsun vazgeçmeyip hepsini tamamladıktan sonra kendiyle gurur duyduğu tablo olarak tanımlıyorum ben bulmacayı. Birçok kelimeyi o gazete ekleri sayesinde öğrendik belki hepimiz. İlk beyin jimnastiklerimizin en yakın dostu bulmacalardı ve günümüze baktığımızda bu geleneğin hala devam ettiğini görebiliyoruz. Bu uzun tanımdan sonra bulmacanın özgeçmişine faydasına gelecek olursak, değerlendiren kişide geniş bir kelime dağarcığın olduğunu ve bununla beraber iş yerindeki rutin işlerinin yanı sıra kurumun yararına olacak harika içerikler üretebileceğin algısını yaratırsın. Çok yönlü bir çalışan başvurusu da iş verenlerin olumlu yönde dikkatini çeker. Bu yüzden hobilerin kısmında bulmaca olduğu sürece merak etme, daha sonra seni  mutlaka ararlar 😉

Bu hobilerin yüzlercesinden sadece 6 tanesi olduğunu unutma! Kendine uygun bir hobi edinerek bunu iş veya akademik hayatında yararına kullanabilirsin. Başarına etkisini ve seni rakiplerinden farklı  kılacağını da sana kanıtladığıma göre artık başlamamak için bir sebebin kaldığını düşünmüyorum. Eğer bu konuda ikna olduysan ve bahsi geçen hobilerden birine başlamak istiyorsan daha fazla vakit kaybetmeden hemen başla! Hobiler hakkında daha fazla bilgi edinmek istersen diğer bloglarımıza göz atabilirsin.

Yazar:

Gaye YILDIZ

Gebze Teknik Üniversitesi – Kimya Mühendisliği

İlişkili Gönderiler

Leave a Comment